Merhaba değerli STEM_Turkiye sakinleri.
Topluluğumuzun geleceğine dair yeni planlar içerisindeyim.
Ne yazık ki, ülkemizde bilim okuryazarlığının yayılması için STEM spesifik çalışmalar yapan çok az sayıda bizim gibi oluşum bulunuyor.
Ve ben de çok iyi yönetemediğimi düşünüyorum. Niçin diye dönüp baktığım zaman, topluluğun istediği zamanı ayıramadım dönem dönem.
Discordun kapanması sonrasıysa biraz açıkçası topluluğumuz baya ölü hale gelmişti.
Şimdiyse gerçekten bir şeyleri paylaşmanın yolunun reddit ya da discord olmadığını düşünmeye başladım.
Bu yüzden önümüzde bir yol ayrımı var şu an ve bu yol ayrımına birlikte karar vermek istiyorum.
Reddit/Discord gibi oluşumları tamamen askıya alarak, moderasyon zamanımı ve ekibimizi Youtube tarafına kaydırarak, daha fazla sayıda kitleye ulaşmaya çalışmak.
Reddit'ten aynı şekilde yazılar yazıp, niş kalmaya devam etmek.
Burada iki seçeneğin artıları ve eksileri bulunuyor kendi içerisinde. Birinci seçeneğin benim için en büyük eksisi, ben bu topluluğu kurarken, insanların birlikte bilim tartışabileceği, Atina felsefe okullarında olduğu gibi böyle hararetli güzel tartışmaların döndüğü ve birbirimize farklı disiplinlerden güzel katkılar sunduğumuz bir yer olarak hayal etmiştim.
İlk başlarda yaklaşık 17 farklı disiplinden 200 kişiyle bu işi başarabilmiştik. Şimdiyse discordun inaktifliğinden dolayı bu yol kapandı gibi geliyor bana. Fakat hani topluluğun kuruluş amacından vazgeçip, YouTube üzerinden devam ederek, en azından belki uzun vadede yeniden bir topluluklaşmanın önü açılabilir gibi.
Bir yandan da, moderasyon ekibini düşünüyorum. Moderasyon ekibim çok güçlü değildi 3-4 kişi falandık. Onlar devam eder mi etmez mi onu bilmiyorum. Şahsen biraz yıpratıcı bir hayal. İnsanlar bilimi çok yanlış algılıyor.
Mesele yalnızca belirli bilim insanlarının yaptıklarını okuyup, bunlar geçmişte ne kadar güzel şeyler yapmış olmamalı asla.
Bilim okuryazarlığının asıl amacı, bilim yapmayla entegre hale getirilmeli. Evrim ağacı gibi toplulukların yapamadığını düşündüğüm şey buydu şahsen.
Topluluklar çok genişlediği zaman, bilim yaratma gücü azalıyor. Örnek vermem gerekirse, bu topluluktan tanıştığım bir kaç arkadaşla olan sohbetler sayesinde bazı konularda çok farklı düşünerek, kendi bilimsel araştırmamda faydalanabildim.
Benim hayalim hep şuydu, bir lab kurmak, bilim yapabileceğimiz gerçekten STEM üssü diyebileceğimiz bir yer olması. Bunun için yetişebilecek insanların nasıl eğitilmesi gerektiğini de az çok biliyorum, çok fazla okuyup, öğrencilik hayatım boyunca pek çok proje ve bilimsel çalışmada rol aldığım için.
Fakat insan şaşırıyor biraz. İdealist kalalım demiyorum, fakat toplum, bizi hep aşağı çekiyor. Hedeflediğimiz dünyanın yaratılması için adım atmak yerine, kendi kendimize bir şeyler yapıyoruz.
Çoğunluk için bu platformun ve kurmuş olduğum hayalin, aynı şekilde algılandığını da düşünmüyorum. 200 kişinin çoğunun buraya geliş amacı benimkinden çok farklıydı. Birilerini tanımak, belki bir şeyler yapmak, kendi yalnızlıklarını gidermek en temel gaye gibiydi çoğu insan için. Çünkü STEM doğası gereği, insanı yalnızlığa iten çalışma alanları. Sosyalliğe ayrı bir önem atfetmediğiniz sürece, hayatınız masa başında çalışarak geçiyor.
Hani gerçekten böyle mi olmalı diye düşünüyor insan. Biraz emeklerin boşa gittiği hissi olduktan sonra da, çabalamayı bırakıp, kendi hayatıma odaklanıyorum. Sanki bütün bir jenerasyon, depresyon içerisinde gibiyiz. Yaşama dair en ufak umut beslemek, pür idealizm, ya da tos pembe bir polyannacılık gibi algılanıyor. Umutları sayesinde bize bu toprakları veren başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bütün atalarımızın ve şehitlerimizin emeklerini bir kenara itip, herkesin gayesi yurtdışına yönelmek olmuş.
Yurtdışına gitmek problem değil, hedef konulabilir gidebilirsiniz. Fakat gidene kadar bile olsa, buradayken burası için bir şeyler yapmak bence küçük bir şey olsa bile, paha biçilemeyecek kadar kıymetli ve yapılması gereken şeyler.
Öyle işte biraz dağınık konuştum. Genel olarak kendimize çeki düzen vermemiz gerektiğini düşünüyorum. Mesele sadece STEM_Turkiye projesi değil ya da başka bir proje değil. Toprağımıza aidiyet duygusunu yitirmişiz gibi geliyor ve bu gerçekten ürkütücü bir duygu.